TÜMÜ

Tarım sektöründe yeniden yapılanma

30 Kasım 2015

Ülkemiz Avrupa Birliğine katılım konusunda önemli bir irade ortaya koymuş ve özellikle son yıllarda bu iddiadaki samimiyetini yoğun hukuki düzenleme ve mevzuat çalışmaları ile ispatlamıştır. Bu çerçevede Avrupa Birliği ile müzakerelerde en yoğun tartışmaların tarım ile ilgili olacağı ilgili tüm kesimler tarafından kabul görmektedir. Ancak, tarımla ilgili-ilgisiz, bilgili-bilgisiz değişik kişi, kurum ve kesimler bu konularda yorumlar yapmaktadırlar. Bir bilim adamı olarak tarımsal yapımızı, köy yaşamını ve sosyal durumunu bu yönüyle ele almak istedim.

 

Avrupa Birliğinde tarımda daha çok birlik, kooperatif yada örgütler ile özel sektör ağırlıklı bir yapı hakim iken, bizde tarımsal hizmetler, organizasyonlar ve hatta üretimde kamu ağırlıklı bir yapı hakimdir. Son zamanlarda tarımda kamu dışı kesimlerim etkinliğinin artırılması çabaları olsa da bu konuda alınacak çok yol olduğu açıktır. Birkaç örnek verirsek, üretici eğitimleri ve tarımsal yayım hizmetleri büyük çoğunlukla kamu tarafından yapılmaktadır. Kamu TMO kanalıyla hala bir çok üründe önemli alıcı ve piyasaları belirleyici durumdadır. TİGEM hala özellikle serin iklim tahılları tohumculuk üretimi ve satışının % 90’ının elinde bulundurmaktadır. Kendine döllenen bitki türlerinde (örneğin serin iklim tahılları) çeşit geliştirme için yürütülen Ar-Ge çalışmalarını hemen, hemen tamamı kamu tarafından yapılmaktadır. Bu liste çoğaltılabilir. Bu listede yer alan hususlarla ilgili şunlar yapılabilir.

 

-          Üretici eğitimleri ve tarımsal yayım hizmetlerinde özel danışmanlık sisteminin devreye sokulması. Ayrıca üretici örgütlerinin (Ziraat Odaları, Tarım Kredi Kooperatifleri, Pancar Ekicileri Kooperatifleri vs.) teknik alt yapıları güçlendirilerek onların dinamik yapılarından yaralanma yoluna gidilmelidir.

 

-  T.M.O.’nun piyasaları düzenleyici ve denetleyici bir fonksiyona kavuşturulması.     Üretici örgütlemesinin teşvik edilmesi, ürün bazında üretici birliklerinin kurulması ve bunların ürünün     değerlendirilmesi,  pazarlanması konusunda  görev almasını sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalı, “Ürün Borsacılığı” ve “Vadeli İşlem Borsacılığı” yasal bir zemine oturtularak, öncelikle altyapısı güçlü Borsalar da pilot olarak uygulanmalı ve akabinde yaygınlaştırılmalıdır.

 

 -          TİGEM’in satış bayilikleri oluşturmasının sertifikalı tohumluğun yaygınlaştırılmasında çok önemli katkıları olmuştur. Ancak Kamu Araştırma Kuruluşlarının geliştirdiği yeni çeşitlerin yaygınlaştırılmasından ziyade faaliyetlerini daha çok eski çeşitlere yönlendirmesi, geliştirilen bir çok çeşidin kavanoz çeşit olması sonucunu ortaya çıkarmıştır. TİGEM ayrıca üretim ve satışını yaptığı kamu araştırma kurumlarına bir royalite bedeli de ödemediği için Ar-Ge çalışmalarına da önemli bir katkısı olmamıştır. Islahçı hakları yasası çıkarılmış olup, TİGEM’in bu yeni şartlara kendini adapte edip ve özel sektör mantığıyla yapılanarak diğer Özel Sektör gibi ihalelere girip yeni çeşitlerin tohumluk üretimi ve ticaretinde yerini alması en doğru yaklaşım olacaktır. Buradaki başarı, istisna uygulamalardan kaçınarak Kamu Tarımsal Araştırma Kuruluşlarının hızla tüm çeşitlerini ihale etmesi noktasında Tarım Bakanlığının irade ortaya koymasına bağlıdır. Takiben Kamu Araştırma Kuruluşları Özel Sektör ile çeşit geliştirme konusunda ortak Ar-Ge çalışmalarına girmeleri ve nihayetinde Özel Sektörün alt yapısının güçlendirilerek kendi Ar-Ge programlarının başlatmaları özendirilmelidir.

 

-           Tarımı Gelişmiş Ülkelerde Köy ile Şehir arasındaki gelişmişli düzeyi, sosyal statüler ve alt yapılar arasındaki farklılıklar hissedilemeyecek düzeyde küçüktür. Ülkemizde ise bu fark uçurum derecesindedir. Avrupa Birliğine yeni giren Macaristan gibi Ülkelerdeki şehirlerle Ülkemizdeki Şehirler arasında yine önemli farklılıklar gözükmezken İki ülkenin köyleri arasındaki yukarıda bahsedilen kriterler yönüyle bariz farklıklar dikkati çekmektedir. Ülkemizdeki köyler imar, altyapı ve sosyal yaşam itibarıyla sahipsiz bir görüntü vermektedir.  Ülkemiz şehirlerinde Belediyeler altyapı hizmetlerini, sosyal yaşamın gerektirdiği ortamları ve imar hizmetlerini kontrollü olarak yürütmekte ve bunun karşılığında bütçeden başta nüfus başına katkı olmak üzere değişik kaynakları kullanmaktadır. Köyler ise bu yönüyle sahipsiz olup, başta imar olmak üzere tüm yatırımlar kişilerin inisiyatifinde ve rasgele yapılmaktadır. Belediyelik olmayan köylerde alt yapıdan ve sosyal amaçlı yatırımlardan da söz etmek mümkün değildir. Bu konuda muhatap belli değildir, ve bir bütçe de yoktur. Hazırlık aşamasında olan “Tarım Kanunu” Taslağında da bu hususta bir düzenlemeye rastlamamış olup, tarımın geleceği açısından  bu konu yasal düzenlemeler arasında yer almalı ve bütçe olanakları sağlamalıdır.

 

-          Üretimde önemli sorunlar yaşanmaktadır. Üretimde en önemli girdilerden birisi gübredir. Ülkemizde bu konuda da kendine has ciddi sorunlar bulunmakta olup, bunlar şu şekilde ifade edilebilir; toprak ve bitki analizleri yapılmadan gübre kullanılması oldukça yaygın olup, bu konuda Avrupa’nın en dağınık Ülkesi konumundayız. Hala tohumla gübrenin karıştırılarak ekimin yapılması oldukça yaygın bir uygulamadır. İklim, toprak yapısı, bitki türü gibi faktörler dikkate alınmadan gübre cinsleri seçilmektedir. İz element eksikliği dikkate alınmadan gübreleme yapılması; zaman, zaman aşırı; yer, yer yetersiz gübre kullanımı; toprak, bitki ve gübre özelliklerine uygun gübreleme metotlarının seçilmemesi; bölgelerin toprak özelliklerine ve bitki isteklerine uygun özelliklere sahip gübrelerin üretilmemesi gibi sorunlar birbiri ardınca sıralanabilir. Bu sorunların çözümü için yapılacaklar şu şekilde sıralanabilir;

 

-          Toprak analizine dayalı gübrelemenin yaygınlaştırılması için başta eğitim ve yasal tedbirler olmak üzere gerekli adımlar atılmalıdır. Bu konuda sadece Tarım Bakanlığı ve bağlı kuruluşlar değil Ziraat Odaları, Ticaret Borsaları ve Üretici Örgütlerinin alt yapılarını oluşturarak görev almaları sağlanmalıdır. Özel toprak ve bitki analiz laboratuarlarının kurulması özendirilmelidir. Gübre sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar da bu konuda hizmete vermelidir. Gübretaş’ın ücretsiz toprak analizi yaparak gübreleme tavsiyelerinde bulunmaları şeklinde yürüttükleri çalışmalar takdirle izlenmektedir. Toprak analizine dayalı gübreleme programları yaygınlaşıncaya kadar “bölge ve ürün bazında kompoze gübre üretimleri” üzerinde önemle durulmalıdır.

 

-          Tarım kesiminde üreticilerimiz üretim faaliyetleri ile ilgili kayıt ve muhasebe tutma alışkanlığı yok denecek kadar azdır. Üreticilerimizin yıllık bir planı ve hesap bilançosunun bile olmaması oldukça düşündürücüdür. Bunun sonucu üreticimiz  bazen sürekli zarar ettiğini ancak yıllar sonra öz sermayesini tükettiği zaman anlayabilmektedir. Üretim kayıtları olmadığı için teknik elemanlarla sağlıklı bir iletişim kurulamamakta, teknik hizmetlerin üretime yansıması güçleşmektedir. Girdilerin en uygun hangi zaman ve şekilde temin edileceği, ürünlerin en iyi fiyatla pazara ne zaman ve nasıl sunulacağı da geçmiş yıllardaki kayıtlardan anlaşılabilir ki, Üreticimiz bundan da mahrumdur.

 

Bu sorun çözümü için üretici eğitimi son derece önemli olup, bunun da Tarım Bakanlığı ilgili kuruluşları yanında, Üniversitelerin, Üretici Örgütlerinin aktif katılımı ile gerçekleştirilmesi gereklidir. Ayrıca Üreticilerimize bu konudaki başarı örneklerin gösterilmesi gereklidir. Üretici eğitimine katkıda bulunulması ve köy ortamının gelişmişlik ve sosyal düzeylerindeki yüksekliğin gösterilmesi amacıyla “Avrupa Köy Turları” düzenlenmesi ve desteklenmesi büyük önem taşımaktadır.

 

 

 

Prof. Dr. Bayram SADE