TÜMÜ

Kar Buğdayın Yorganıdır

30 Kasım 2015

Doç. Dr. Burhan KARA

Süleyman Demirel Üniversitesi

Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü-Isparta

E-mail: burhankara@sdu.edu.tr,   

Tel: 0246 211 8561,   Fax: 0246 211 86 96

     Tarımsal üretim; büyük oranda doğal ekolojik koşullara bağlı olarak yapılmaktadır.  Kuraklık, şiddetli yağışlar, dolu, don, çoraklık, tuzluluk, zararlılar, hastalıklar, yangın gibi çevre faktörlerinin biri veya birkaçı tarımsal üretimde her yıl sıkça görülen risklerdir. Bunun yanı sıra küresel ısınma ile değişen iklim yapısı, doğal dengenin bozulması ve ılık geçen kış ayları, söz konusu risklerin şiddetini, özellikle don ve kuraklık riskini daha da artırmaktadır. Dolayısıyla normal koşullarda tarımsal üretim riskli bir faaliyettir ve çevresel stres faktörleri ile önemli derecede sınırlandırılmaktadır.

     Günümüzde sera gazı salınımındaki hızlı artışa bağlı olarak ortalama yüzey sıcaklıklarının arttığı ve iklimin değiştiği pek çok bilimsel çevre tarafından kabul edilmektedir. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, kara ve deniz yüzeylerindeki ortalama sıcaklığın yükselmesi, bazı bölgelerde ortalama yağış miktarı azalırken, bazılarında artması, deniz seviyesinin yükselmesi ve kar yağışının belirgin bir şeklide azalması dünya ikliminin değişmeye başladığını kanıtlamaktadır (IPCC, 2007).

     Çeşitli matematiksel iklim modelleri, iklimde başlayan değişikliklerin gelecekte de süreceğini göstermektedir. Sanayileşme, fosil yakıtlarının miktarının giderek artması, mera ve orman alanlarının azalması, tarım alanlarının imara açılması vb. küresel ısınmayı tetikleyen, CO2 ve çeşitli zararlı gazların salınımını artıran etkinliklerinin devam etmesi hâlinde iklim değişikliklerinin yaşanacağı kaçınılmazdır. Bunun sonucunda; sıcak günlerin sayısının artacağı, soğuk günlerin sayısının azalacağı, dünyanın pek çok yerinde artan neme bağlı olarak şiddetli yağışların ve fırtınaların daha sık görüleceği, uzun ve sıcak geçecek olan yazların şiddetli kuraklıkları da beraberinde getireceği, kış aylarının daha ılık geçeceği ve kar yağışının azalacağı, çölleşme ve iklime bağlı felaketlerin daha güçlü ve sık görüleceği öngörülmektedir (IPCC, 2001)

    Geniş bir coğrafyaya sahip olan ülkemiz farklı topoğrafik yapıya sahip olması nedeniyle iklim değişikliğinden farklı biçimde ve boyutlarda etkilenmektedir. Son yıllarda küresel ısınmaya bağlı olarak ülkemizde hemen her bölgede kar yağışının 15-20 yıl öncesine göre önemli oranda azaldığı kabul edilen bir gerçektir. Kar yavaş eridiği için toprağın nem muhtevasını artırarak toprağın nemlilik süresini uzatır ve daha sonra yağmur yağmasa bile bitkiler bu nemden faydalanarak gelişme sağlayabilmektedirler. Yağmur suyu; yüzey akışı ve çabuk yıkandığı için toprakta yeterince nem birikememektedir ve dolayısıyla taban suyu daha derine inmektedir. Bu yüzden kar; toprağın, göletlerin, barajların, sulama kanallarının ve ırmakların en önemli su kaynağıdır. Bu nedenle Anadolu’ da “kışın ne kadar çok kar yağarsa yıl boyu o kadar çok bolluk olur” denilmektedir.

     Kar örtüsünden yoksun topraklarda toprağın üst kısmının donup çözülmesi, kışlık ekilen hububatın önemli oranda zarar görmesine neden olur. Kış aylarında gündüz çözülen ve gece donan topraklarda don kabarması sonucu toprak içerisinde bitkilerin kökleri kopar (don kesmesi). Geç ekimlerde zayıf kök sistemi ile kışa giren bitkilerde don kesmesi daha fazla ve şiddetli olabilir. Kar örtüsünden yoksun topraklarda açık, bol ışıklı, rüzgarlı ve soğuk havalarda toprağın donmuş olmasından dolayı bitkinin suyu alamamasına don kuraklığı denir. Don kuraklığına ve don kesmesine maruz kalmış bitkilerin besin elementi alımı düşük olduğundan veya alamadığından, sararır, boyu kısalır, cılız ve seyrekleşme olur, verim ve kalite önemli oranda düşer, hatta don kesmesi ve don kuraklığının süresine ve şiddetine bağlı olarak bitkiler ölebilirler. Kar örtüsü buğdayda ve diğer serin iklim tahıllarında don kesmesi ve kuraklığının oluşmasını engeller. Kar örtüsü toprak ile atmosfer arasında ısı değişimini engelleyici bir rol oynar ve kar altında kalan ısı fazla düşmez. Yapılan bir çalışmada, 52 cm kalınlığında kar örtüsü bulunan bir alanda yapılan sıcaklık ölçümlerinde hava sıcaklığı -17.0 0C ve kar altındaki toprak yüzeyinde ise -1.6 0C olarak ölçülmüştür. Kar örtüsü 15.4 0C’lik bir koruma sağlamıştır. Kar örtüsü içindeki sıcaklık değişimi havaya oranla daha azdır ve yağan kar, toprağın derinlere doğru donmasını engeller (Sencar ve Gökmen, 2004). Ülkemizde Doğu Anadolu bölgesinde sonbaharın buğday tarlaya ekildikten sonra (gömme ekim), tohumlar çimlenir fakat toprak yüzeyine çıkmadan kar örtüsü altında kışı geçirip, ilkbaharın uygun sıcaklıkta toprak yüzeyine çıkar. Kar örtüsü kalktığı zaman bitkilerde büyüme ve gelişme devam eder. Bu yüzden atalarımız “Kar Buğdayın Yorganıdır” demişlerdir.

Kar örtüsünden yoksun bölgelerde buğday ve benzeri kışlık hububat üreticilerinin alabileceği önlemler.

    1. Kurağa ve soğuğa dayanıklı buğday çeşitleri tercih edilmelidir.
    1. Kış aylarında don kuraklığına ve don kesmesine karşı alınabilecek en önemli tedbir; buğdayın kışa daha kuvvetli kök sistemiyle girmesi için ekim zamanının iyi ayarlanması gerekir. Orta Anadolu, Güney Batı geçit bölgesi ve benzeri iklim bölgelerinde Ekim ayının ilk haftası buğday için en uygun ekim zamanıdır. Bu tarihten sonra ekim geciktikçe, verim ve kışa dayanıklılık azalmaktadır.
    1. Dengeli NPK gübrelemesi yapılmalıdır. Fidelerin kışa çok fazla gelişmiş durumda girmemesi için aşırı azotlu gübrelerden kaçınılmalı, kök sisteminin gelişmesini teşvik eden fosforlu ve özellikle bitki hücrelerinde osmotik basıncı düzenleyen, kök gelişimini teşvik eden, kuraklığa ve soğuğa dayanıklılığı arttıran ve diğer besin elementlerinin alımını olumlu etkileyen potasyumlu gübreler toprak analiz sonucuna göre önerilen dozlarda ekimle birlikte uygulanmalıdır.
    1. Üst gübreleme (azotlu gübre) zamanı iyi ayarlanmalıdır, iklim koşulları elverişli olsa bile, gece ısı sıfır derece düzeylerine ve daha altına indiği için Ocak ve Şubat aylarında uygulanan üst gübrelemeden bitkiler fazla faydalanamaz. Bitkinin gelişme durumu izlenerek (sapa kalkma durumuna göre Şubat ayının sonu) Mart ayının başında ve önerilen dozdan bir miktar fazla azotlu gübre uygulanmalıdır. Uygun zamanda ve bir miktar fazla uygulanan azotlu gübre zarar görmüş fidelerin kendini toplamasına ve gelişmenin hızlanmasına katkı sağlar.

Yararlanılan Kaynaklar

IPCC, 2001. Birleşmiş Milletler Hükûmetler Arası İklim Değişikliği Paneli İklim Değişikliği Özel İhtisas Komisyonu Raporu. www.ekutup.dpt.gov.tr/cevre/oik548.pdf

IPCC, 2007. Climate Change. The Physical Science Basis Summary for Policymakers Contribution of Working Group I to the Fourth Assessment Report of the Intergovernmental Panel on Climate,Paris,France.

Sencar, Ö., Gökmen, S. 2004. Tarımsal Ekoloji. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları No: 8, Ders Kitapları Serisi No: 3, 241s, Tokat.